92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , isim , isim , Tel çitlerde kullanılan veya bir makine aracılığıyla kafes yapımında gerekli olan ince, galvanizli tel
1. isim , isim , isim , isim , İçkili, çalgılı kahvehane
1. Edith Almera / Kafeşantanlarda muhabbet toplayan / Bir Çigan orkestrasının / Birinci kemancısıdır
1. Edith Almera / Kafeşantanlarda muhabbet toplayan / Bir Çigan orkestrasının / Birinci kemancısıdır
Lisan : Fransızca café chantant
1. isim , isim , isim , isim , Kafes yapan veya satan kimse
2. argo , argo , argo , argo , Birini aldatarak çıkar sağlayan kimse
1. argo , argo , argo , argo , aldatılıp kendisinden çıkar sağlanmak
2. hapse girmek
1. argo , argo , argo , argo , aldatıp çıkar sağlamak
1. O, ya birisini batırmak yahut da kafese koymak için ziyafet çekerdi.
1. O, ya birisini batırmak yahut da kafese koymak için ziyafet çekerdi.
1. -i , -i , argo , argo , -i , -i , argo , argo , Çıkar sağlamak için birini aldatmak
1. isim , isim , isim , isim , Müşterilerin kendi kendilerine servis yaptıkları lokanta
1. O yeni kafeterya önünden yürümek isterseniz omzunuz duvara sürünür.
1. O yeni kafeterya önünden yürümek isterseniz omzunuz duvara sürünür.
2. Çay, kahve vb. içeceklerle bazı yiyeceklerin satıldığı yer
Lisan : Fransızca cafeteria
Telaffuz : kafete'rya
1. zamir , zamir , eskimiş , eskimiş , zamir , zamir , eskimiş , eskimiş , Bütünü, hepsi, tamamı
1. İstihbaratı yabana atılmaz, nezaretlerin hemen kâffesinde mutemet adamlar vardır.
1. İstihbaratı yabana atılmaz, nezaretlerin hemen kâffesinde mutemet adamlar vardır.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yeterli, yetecek ölçüde olan
1. Yalnız güzellik adi bir zevk kadını için bile kâfi değildir.
1. Yalnız güzellik adi bir zevk kadını için bile kâfi değildir.
2. ünlem , ünlem , ünlem , ünlem , `Yeter, yetişir, artık istemez` anlamlarında bir seslenme sözü
1. Artık kâfi, yeter, illallah!
1. Artık kâfi, yeter, illallah!
Lisan : Arapça kāfī
Telaffuz : kâ:fi:
1. yetmek, yetişmek
1. Cazibesiz güzellik kâfi gelmiyor.
1. Cazibesiz güzellik kâfi gelmiyor.
1. isim , isim , isim , isim , Birlikte hareket eden topluluk
1. Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle.
1. Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle.
2. Aynı yöne giden taşıt veya yolcu topluluğu, konvoy
1. Sağımızda yürüyen kafile, yolunu değiştirdi.
1. Sağımızda yürüyen kafile, yolunu değiştirdi.
3. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Sıra ile gönderilen şeylerin her bir bölüğü
1. Malların ilk kafilesi dün geldi.
1. Malların ilk kafilesi dün geldi.
Lisan : Arapça ḳāfile
Telaffuz : ka:file
1. isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , Tanrı'nın varlığını ve birliğini inkâr eden kimse
2. ünlem , ünlem , ünlem , ünlem , Sevilen birine takılmak, sitem etmek için kullanılan bir seslenme sözü
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Acımasız, zalim kimse
4. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Genellikle Müslüman olmayanlara verilen ad
1. Kâfirin güçsüz noktaları, köprüleri, kaleleri öğreniliyordu.
1. Kâfirin güçsüz noktaları, köprüleri, kaleleri öğreniliyordu.
Lisan : Arapça kāfir
Telaffuz : kâ:fir
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Kâfir ülkesi, Müslüman olmayanların yaşadığı yer
Lisan : Arapça kāfir + Farsça -istān
başkafiye, çapraz kafiye, iç kafiye, sarma kafiye, tam kafiye, tunç kafiye, yarım kafiye, zengin kafiye
1. isim , isim , edebiyat , edebiyat , isim , isim , edebiyat , edebiyat , Uyak
2. Halk edebiyatında ayak
Lisan : Arapça ḳāfiye
Telaffuz : ka:fiye
1. sıfat , sıfat , edebiyat , edebiyat , sıfat , sıfat , edebiyat , edebiyat , Uyaklı
1. sıfat , sıfat , edebiyat , edebiyat , sıfat , sıfat , edebiyat , edebiyat , Uyaksız
1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Dünyada Kafkaslarda, Türkiye'de Doğu Karadeniz Bölgesi'nin ormanlık alanlarında yaşayan bir tür dağ horozu (Lyrurus mlokosiewiczi)
biçilmiş kaftan
1. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , Çoğu ipekten yapılan, bir tür uzun, süslü üst giysisi
1. Başkasına ait sırmalı kaftanı giymektense kendi malım olan eski hırkayı tercih ederim.
1. Başkasına ait sırmalı kaftanı giymektense kendi malım olan eski hırkayı tercih ederim.
2. Padişahların gönül almak, ödüllendirmek için birine giydirdikleri değerli kumaş veya kürkten yapılmış giysi, hilat